Evrim Yoktur

“Kuran’ın her kelimesinin tam anlamıyla doğru olmasını bekleriz. Bu durumda, yaratılış hikayesi tam anlamıyla gerçek kabul edilecektir. Adem ile Havva hikayesi tam anlamıyla gerçek kabul edilecektir.” Kaynak: Richard Dawkins Video
Evrimin Olmadığının Kanıtları

Tek bir örnek ile evrim teorisinin gerçek karşısındaki durumunu anlayalım:

Pelikan gagası fosili görseli
Pelikanın bugünkü hali
BİLİMSEL VERİ

30 milyon yıllık günümüzdeki gagasıyla tamamen aynı pelikan gaga fosili bulunuyor. Kaynak: 1

GERÇEK

30 milyon yıllık, bugün ile aynı pelikan gagası bulundu.

“MANTIĞA UYGUN UYDURMAYI DEĞİL GERÇEĞİ SEÇMEK”

YALAN

Güneş tanrısı pelikan gagasını böyle yaratmış.

YALAN

Uzaylılar pelikan gagasını böyle yaratmış.

YALAN

Evrimsel süreç pelikan gagasını 20 milyon yıl önce bu hale getirmiş.

YALAN

“x” sebebi pelikan gagasının böyle yapmıştır.

YALAN

Pelikan gagasının neden böyle olduğunu bilemeyiz.

GERÇEK

30 milyon yıllık, bugün ile aynı pelikan gagası bulundu.

Mantığımıza uygun uydurma yorumlar eklemiyoruz. Sadece gerçek. 🤐

Evet, sadece gerçeğe odaklanıyoruz…

GERÇEK

30 milyon yıllık, bugün ile aynı pelikan gagası bulundu.

KURAN

30:30 Allah’ın yaratışı için hiç bir değiştirme yoktur.

KURAN

59:24 O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, “şekil ve suret” verendir.

KURAN

59:24 O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, “şekil ve suret” verendir.

KURAN

32:7 Yarattığı her şeyi güzel yaratır.

KURAN

67:3 Allah’ın yaratmasında hiç bir çelişki ve farklılık (tefavüt) göremezsin.

Kuran’ın ayetlerinin yalanlanamaz sadece gerçekler olduğunu görüyorsunuz.

Bu ayetlere ve bilimsel bulgulara karşı çıkarak, “Hayır, her şey tamamlanmış şekliyle yaratılmamıştır.” diyen kişiler samimiyetsizliğe batmıştır.

Sadece Gerçek = Kuran

GERÇEK

Laboratuvar ortamında en küçük bir canlı hücre bile üretilemiyor.

KURAN

16:20 Allah’tan başka tanrı gibi nitelendirdikleri, hiçbir şey yaratamazlar.

Tahminlere yer yok!
Sadece gerçekler…

Yaratılış Mucizesi Ayetlerinin Öğretisi

KURAN

26:32 Değneğini atınca apaçık bir yılan oluverdi.

MUSA

Değnek hemen yılana dönüştü. Canlıların hemen yaratılabildiği ispatlanmış oldu.

FİRAVUN

Canlılık Nil’in çamurlu sularında başlamış ve evrimleşerek oluşmuştur. (E.A. Wallis Budge, Antik Mısır Edebiyatı)

“O zaman Nu denilen engin su kütlesinden başka hiçbir şey yoktu, fakat bu su daha sonradan var olacak her şeyin tohumlarını içinde barındırıyordu.” (E.A. Wallis Budge, Antik Mısır Edebiyatı)

Samimiyetsiz halk tercihini yapıyor…

KURAN

10:83 Halktan bir grup gençten başka kimse Musa’ya inanmadı.

KURAN

43:47 Musa, gerçeklik kanıtlarını onlara getirince onlar gülmeye başladılar.

Bu örnek şunu öğretiyor:

Geçmişte, gelen açık gerçekleri inkar edenler ile bugün salt gerçekten başka bir şey yazmayan Kuran’ı inkar edenler aynı samimiyetsiz kişiliktedir.

Kuran, “sade, net” gerçek bilgilerden oluşuyor.

KURAN

“Her şey kayıtlıdır.” 34:3, 27:75, 22:70, 10:61, 54:53, 57:22

KURAN

67:3 Allah’ın yaratmasında hiç bir çelişki ve farklılık (tefavüt) göremezsin.

BİLİMSEL BULGU

100 bin yılı kapsayan 72 kurt DNA kalıntısı bulundu. Günümüzdeki kurt DNA’ları ile aynı olduğu görüldü. Kaynak: 1

GERÇEK

100 bin yıllık 72 kurt DNA’sının bulundu. Bulunan DNA’lar ile günümüzdeki kurt DNA’ları aynı.

YALAN

100 bin yıllık 72 kurt DNA’sının aynı kalmış olması doğal seçilimi kanıtladı. Antik çağlara, evrimin temeli olan doğal seçilime kanıtlar bulmuş olduk. Kaynak: 1

Şimdi, Kuran’ın hangi ayeti için, “HAYIR! YALAN!” diyelim?

Evrimin hangi argümanı için, “EVET! GERÇEK!” diyelim?

Kuran ile Evrim Çelişir

1.ALDATMACA

BİLİMSEL BULGU

Canlıların yaklaşık %70’inin sudan oluştuğu keşfi, yüzyılın sonu ve 19. yüzyılın başında Fransız kimyager ve biyolog Antoine Lavoisier keşfetmiştir. 1936 yılında Japon bilim adamlarının insanın %78’inin su olduğunun keşfedildiği de geçer.

KURAN

24:45 Allah bütün canlıları sudan yarattı.

GERÇEK

Canlılar %70-%80 sudan meydana gelir.

YALAN

Kuran’da canlıları oluşturan su, evrimin başladığı çamurlu sudur. Kuran’ın evrimle çelişmediği kanıtlanmış oldu.

2.ALDATMACA

Örneğin “Su’dan yaratılmıştır.” ayetlerindeki SU = ER SUYU‘dur.

86:5 İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı?
86:6 Atılan bir sudan (ماء) yaratılmıştır.
86:7 Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar. (Bu bilimsel gerçeği bilim yeni keşfetmiştir.)

77:20 Biz sizi aşağılık bir sudan(ماء) yaratmadık mı?
77:21 Ardından onu sağlam bir karar yerine yerleştirdik.
77:22 belli bir süreye kadar.
77:23 Sonra onu biçimlendirdik. Ne güzel biçim vereniz Biz.
77:24 O gün, yalanlayanların vay haline.

YALAN

Kuran’da insanların sudan yaratıldığı söylenir. Bahsedilen bu su, evrimsel sürecin başladığı çamurlu sudur. Gördüğünüz gibi Kuran, evrimle çelişmez.

Şimdi, yalanları bırakıp sadece gerçekleri kabul ediyor muyuz?

Bahsettikleri ortamda bir tek hücre oluşturamıyorlar

İlk canlı hücrenin oluştuğu ortamı bugün sağladıklarında bir canlı oluşturamıyorlar. (123456)

Evrimci zenginler, canlı hücre oluşturulmasının başına büyük para ödülleri koydular. (1)

1400 yıllık Kuran’da Allah’tan başka hiç kimsenin hiçbir şey yaratamayacağı yazıyor.(1)

Evrim kompleks bir konudur yalanı

İbrahim dönemindeki taş put neyse evrimde bugün öyledir.

İbrahim’e şöyle dediler, “Babil’in bütün ileri gelen bilginleri taş putlara inanıyor. Şimdi sana mı inanalım, bilginlere mi?

Bu dönemde de, “Bütün bilim adamları evrimi kabul ediyor. Evrim basit bir konu değildir. Maymun insana dönüşmüşten ibaret değildir.” dediler.

Taş putun işçiliği önemsizdir. Bir taş putta çok işçiliğin olması onu daha önemli hale getirmez. Sonuç olarak gerçek değildir.

Yani, “Ey İbrahim, sen putlarımıza taş parçası diyemezsin. Görmüyor musun şunlardaki; işçiliği, oymaları, detayları, sanatı…” demek ile, “Evrim hakkında çok fazla kitap, makale, araştırmalar yazılmıştır. Evrim basit miymiş söyle bakalım?” demek arasında fark yoktur.

İnkarcılar aslında bunu yapmaya çalışıyorlar. Eğer hesap günü gelirse, “Allah’ımız böyle kompleks, inkar edilmesi çok bilgi gerektiren bir şeyi kabul ettiysek, bizim suçumuz ne?” diyebilecekleri bir şey uydurmaya çalışıyorlar.

Yani, “Evrim konusu çok karmaşık, çok bilgi isteyen bir konudur. Anlamak üst düzey biyoloji, sitoloji tahsili gerektirir.” sözü yalandır.

Bunu söyleyenler hesap gününde, “Allah’ımız böylesine üst düzey eğitim gerektiren bir batılı karşımıza sen çıkardın. Şimdi inkar ettiysek bizim ne suçumuz var?” diyebileceklerini sanıyorlar.

Sinek değişmiş kurt değişmemiş bak sen şu işe

Amber fosilleri ve taşıllar ile bitki ve böceklerin ilk yaratılıştan beri aynı oldukları ispatlandı.

Ama evrimciler, “Sineklerin kanatlarındaki damarlar farklı görünüyor, bunların hepsi ara türdür.” dediler.

Bulunan DNA kalıntıları ise sineğin değil insanın, kurdun, köpeğin bile değişmediğini ispatladı.

Bulunan bütün insan DNA kalıntıları günümüz modern insan DNA’sı ile aynı olduğu ispatlandı.

İlk yaratılıştan beri insanın hep insan kurdun hep kurt, köpeğin hep köpek olduğu ispatlandı. (1)

Gerçeğin yerine uydurmayı seçiyorlar

30 milyon yıllık değişmeye pelikan gagası için, “30 milyon yıllık evrimsel durağanlığı ortaya koyuyor.”(1) diyorlar.

100 bin yılı kapsayan 72 kurt DNA kalıntısı için, “Genlerinin sabit kalmış olması doğal seçilimi tespit etmemizi sağladı.”(1) diyorlar.

Burada gerçeği saptırdıklarını görmelisiniz.

Bulunan her bilimsel delili evrime uydurabiliyorlar. Bu evrimcilerin samimi olmadıklarının ispatıdır.

“Öyleyse Allah var.” demekten bahsetmiyorum, samimi olmaktan bahsediyorum.

Önce siz kendi inandığınız şeylere bakın.” diyorlar

Musa’nın yılana dönüşen asası; Allah’ın hemen yaratılışının ispatıdır.

“Ama biz bunlara inanmıyoruz.” diyorlar.

Burada önemli olan nokta, bir gerçeklik metodudur.

Yani, evrimcilere, “Musa’nın asası bugün gözünün önünde yılana dönüşmüş olsaydı, O kişinin Tanrı’sına iman eder miydin?” diye soruyoruz.

“Evet, ederdim.” diyen kişi bu gerçeklik metodunu kabul etmiş oluyor.

“Hayır, bu neden bir Tanrı’yı ispat etsin ki buna da bir açıklama getirirdik.” diyen evrimci kişi ise neden böyle bir olay tarihte yaşanmadı diyor ki?

Yani, bu evrimci kişiler için önemli olan bu olayın yaşanıp yaşanmaması değil, bu olay bugün yaşansaydı tepkileri ne olurdu?

Evrimcilerin samimi kişiler olmadığını görüyoruz.

Boş hipotez boştur

Boş hipotez agnostisizm ve evrimsel görüş için önemlidir.

Tanrı’yı boş hipotez sayesinde inkar ediyorlar.

Agnostik bir kişiye, gökten bir melek gelse ve “Beni Alemlerin Rabbi Tanrı gönderdi. Onu sana tanıtacağım. O gerçektir.” demiş olsaydı, agnostik, “Tanrı için boş hipotez üretiyorum. Böyle bir meleğin varlığı neden Tanrı’nın ispatı olsun? Boş hipotez bile üretmiyorum, çalıştıracak deneysel bir test bile yok ortada. Ben ispatlanmış olarak kanatlı dev bir meleğin varlığı dışında şimdilik başka bir şey kabul etmiyorum. Bunun ötesini bilemeyiz.” diyecektir.

Yani, bir agnostik için gökten melek inmesi, ölüler ile konuşulması hiçbir şey ifade etmiyor.

Kuran’da “Eğer Biz hakikaten onlara melekleri indirsek ve onlar ile ölüler konuşacak olsalar ve onların üzerine her şey de bölük bölük haşretsek yine iman edecek değillerdir.”(1) yazar.

Boş hipotez bu kişilerin samimiyetsizlikte ne kadar ileri gidebileceğini gösteriyor.

Boş hipotez ile “Ayakkabım nerede?” sorusunda bile gerçeğe ulaşmayı imkansız hale getirebilir. “Ayakkabıların ayakkabılıkta.” diyen birisini, ayakkabıyı gözünün önüne getiren bir kişiyi bile, “Bunlar benim ayakkabım olduğunun ispatı gerekir.” diyerek yalanlayabilmenin yöntemidir.

Gerçek dışı soru metodu

Küçücük tohumdan ağaç çıkıyor. Bir damla sudan hamilelik süreci başlıyor. 250 gr. uranyum büyük bir şehri yok ediyor. Bu, Allah’ın şaşırtmacalı işleyişidir.

Şimdi bu üstün hikmetli şaşırtmacalı işleyişi görmek yerine, “Canlıların bir anda yaratılmış olması şaşırtıcıdır ama biz kendi mantığımıza uygun bir yaratılış hikayesi uyduralım.” diyorlar.

Bu kişiler kibirleri yüzünden önünü göremiyorlar. Çünkü kendi mantıklarının en hikmetlisi olduklarını sanıyorlar.

Oysa durum küçük bir çocuğun, “Bütün canlıları leylekler getirir. İşte benim mantığıma uygun yaratılış.” demesi gibidir. Bu kişilerin gerçek karşısında direnen çocuktan hiçbir farkları yoktur.

Şimdi kibirleri yüzünden ne kadar akıldan yoksun bir mantığa battıklarını anlamak yerine, “Evrimden daha mantıklı bir yaratılış metodu olamaz.” diyorlar.

“Tanrı isterse evrim ile yaratamaz mı?” diyerek gerçek dışı soru metoduna başvuruyorlar.

Agnostisizmin gerçek dışı soru metodundan güç alarak gerçeği örtmeye çalışıyorlar. “Tanrı evrimle yaratamaz mı?”“Tanrı kendinden güçlü tanrı yaratamaz mı?” gibi gerçek dışı sorularla gerçeği geçersiz kılacaklarını sanıyorlar.

Bu soruların ortak özelliği, gerçek dışı olmasıdır. Örneğin, “Uzaylıların göz rengi yeşil olamaz mı?” ile aynı mantıktadırlar.

“Tanrı’nın 3 tane kardeşi olamaz mı?”“Tanrı’nın annesi olamaz mı?” soruları ile “Her şey yaratıldıysa Tanrı da başka birisi tarafından yaratılmış olamaz mı?” sorusu arasında mantıksal uydurma açısından hiçbir farkı yoktur. Gerçek böyle bir şey değildir.

Musa’nın asasını görenler, “Bize Allah’ı göster.”(1diyerek açık gerçeği inkar ettiler.

Yani, gökyüzünden kapı açılsa, melekler görünse bile bu kişiler, “Şimdi Allah’ı gözlerimizle görmeden inanmayız.” diyerek hep bir fazlasını talep ederek gerçeği inkar etmelerine geçerli bir bahane bulduklarını sandılar.(1)

Yani, “Tanrı evrimle yaratmış olamaz mı?” sorusunu zaten Kuran açıkça yalanlıyor ama buradaki mantık oyunun görmelisiniz.

“Hani Allah’ın gücü her şeye yetiyordu. Evrim ile yaratmaya gücü yetmiyor mu?” diyerek Müslümanları Allah’ın sonsuz güçlü olma yönünden tuzağa düşürüyorlar.

Müslüman da, “Evet, Allah evrimle yaratabilir, neden olmasın.” diyor. Ama bu sorunun doğru cevabı“Bu soru gerçek dışı bir sorudur.” olmalıdır.

O halde, “Tanrı fanusta yaratamaz mı?”“Tanrı canlıları doğuramaz mı?” gibi sınırsız gerçek dışı soruyla gelinebilir. Böyle sorular gerçek dışıdır. Gerçekle gelen elçiler yaratılışın doğrusunu bizlere öğrettiler.

Bugün yaratılışın gerçeği Kuran’da var. Biz sadece gerçeğin peşindeyiz değil mi?

Doğal seçilim ile ırk savaşları

Darwin, “Aşağı ırkların, daha yüksek ırklar tarafından elimine edileceğini görüyorum.”(1) demiştir.

Darwin, “Doğal seçilimin medeniyetin ilerlemesi için sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve halen de sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim.”(1) demiştir.

Doğal seçilim, “Güçlü güçsüzü yok eder.” demektir.

Sokak köpeklerine yem atıldığında yem için dövüşmeye başlarlar. İnsanlarda köpeklerle ortak ataya sahip olduğuna göre farklı bir davranış göstermemesi gerekirdi.

Öyle de oldu. Evrimin kabul ettirildiği ırklara, “Üstün olan ırk güçsüz ırkı yok eder. Doğal seçilim bunu gerektirir.” denildi.

Bu ırklar acımasızca diğer ırkları elimine etmeye başladılar.

Doğal seçilim, evrimin temelidir. Doğal seçilim kabul edilmediğinde evrimsel süreç iptal olur. Evrim görüşünün dayanacağı bir esas kalmaz.

Evrimde kadınlar aşağı ırktır

Darwin, “Kadınlar, devamlı arkadaşlıkta, sizinle ilgilenecek biri, bir köpekten daha iyi oyalayabilecek, ev ve evin sorumluluklarını alacak biri.”(1) demiştir.

Erkekler homo frontalis, kadınlar homo parietalis olarak görülür.

Kadınların beyin boyutunun küçük olması delil gösterilir. Bir filin beyninin çok daha büyük olduğu ve insandan daha akıllı olmadığı ortadayken, aklın beyin boyutlarıyla alakası olmadığını anlamıyorlar.

Dünyada 200 milyon büyük fosil ve milyarlarca küçük fosil bulunmuştur.

Denizyıldızı (450 milyon yıllık)

450 milyon yıllık taşılı
Günümüzdeki hali

Yusufçuk (92 milyon yıllık)

92 milyon yıllık taşılı
Günümüzdeki hali

Yaban Arısı (100 milyon yıllık)

Amber içinde fosili
Günümüzdeki hali

Eğrelti otu (290 milyon yıllık)

290 milyon yaşında taşılı
Günümüzdeki hali

Evrimciler canlının fosili ile günümüzdeki halini karşılaştırıp, “Bunlar farklı türler baksanıza farklılıklar var.” diyorlar. Hatta daha da ileri giderek aynı dönemde yaşayan iki canlının bile farklı türler olduğunu söylüyorlar. Kaynak: 1

Samimi olun ve gerçeğin karşısında yalanı kabul etmeyin.

Yazılar